Geçmişe Yolculuk: KÜBA

       Neden bilinmezdir ama çoğu kişinin hayallerini süsler Küba’yı görebilme arzusu… Benim de uzun zamandır listemde bekleyen bir ülkeydi Küba. Artık yoğun bir şekilde iş arama temposuna girdiğimden kimbillir ne zaman gidebilirim diyordum kendi kendime. Günlerden pazartesi telefonum çaldı. Görüştüğüm bir işyerinden teklif geldi ve başlama tarihi olarak tam 2 hafta sonrasını söylediler. Ben de kabul ettim. Fırsat bu fırsat aradaki 2 haftalık süremi değerlendirmeliyim diye düşündüm ve attım kendimi en sık kullandığım www.skyscanner.com adresine. İşte o an gördüm Küba uçak biletini. Gidiş dönüş Aeroflot Havayolları’ndan 2.000 TL fiyatı ile bana göz kırpıyordu. Fakat tarihi pek yakındı, tam 3 gün sonra!

     O an hevesle biletimi aldım. İlk olarak İstanbuldan Moskovaya 3 saatlik uçuş gerçekleştirecektim arada 2 saat kadar bekleme süresi sonrasında 12 saat 30 dakika sürecek olan direkt Moskova-Havana uçuşunu gerçekleştirerek Küba’nın başkenti Havana’ya ulaşacaktım. Yalnız unutmayın ki Küba’ya gitmek için vizeye ihtiyaç duyuyorsunuz. Ben vizemi Taksim’de bulunan Guantanamera acentasından (www.guantanamera.com) aldım. Neredeyse hiç bir evrağa ihtiyaç duymamakla birlikte 1 ay süreli Küba vizesi için geçerliliği olan pasaport aslı ve fotokopisi, uçak bileti rezervasyonu ve 40 Euro ücreti temin etmeniz yeterli olacaktır. Yaklaşık 30 dakika içerisinde pasaportuma basılmamış ayrı bir kağıt parçası olarak verdikleri vizemi aldım ve ülkeye girişte vize niyetine o kağıt parçasını göstermem gerektiği söylendi. Anlaşıldığı üzere biraz ticari amaç güderek verilen bir vize.

     Küba hakkında kısa bilgi vermek gerekirse, Karayiplerin incisi olarak da adlandırılan bu ülkenin  bir ada ülkesi olduğundan başlamak gerekir. Havana, Küba’nın en büyük şehri ve ülkenin başkentidir. Küba’nın kuzeyinde Amerika Birleşik Devletleri, batısında Meksika ve Bahamalar, güneyinde Cayman Adaları ve Jamaika, ve güneydoğusunda Haiti ve Dominik Cumhuriyeti uzanır. Küba 11 milyonu aşkın insanın yurdudur ve Karayipler’de en geniş yüzölçümüne sahip olmanın yanı sıra en kalabalık ada milletidir. Küba’nın tek parti egemenliğine dayalı sosyalist bir devlet yapısı vardır. Resmi dili İspanyolca’dır. Ülkede internete erişim bellli başlı alanlar haricinde neredeyse yok denecek kadar azdır. 

     En sonunda gideceğim gün geldi çattı. Türkiye’de Ocak ayında olmamıza rağmen Küba’da yüzebileceğimi düşünmek oldukça mutlu ediciydi. Ayrıca herkesin bildiği üzere Küba değişim sürecine girmeye başladı bile, en azından her köşebaşında Mc Donald’s lar açılmaya başlamadan görmek gerekli diye düşünüyordum. Ben Küba seyahatimi 4 gece Havana, 1 gece Varadero ve 2 gece Trinidad olarak organize ettim. Son dakika planımdan ötürü kalacak otellerde yer bulamadığımdan ‘Casa’ adı verilen Küba’da oldukça yaygın kullanılan konaklama türünü tercih ettim. Hiç de pişman olmadım. Devletin izin verdiği ailelerin veya kişilerin işlettiği yerel evlere ‘casa’ ismi veriliyor. İster sadece bir odayı veya dairenin tamamını kiralayabiliyorsunuz. Bu ‘casa’ lara www.casaparticular.com internet sitesinden ulaşıp istediğiniz ‘casa’ için iletişime geçebilirsiniz. Yaklaşık gecelik oda fiyatlarının 30 Amerikan Dolarına denk geldiği bu evler konaklama için çok uygun ve Küba’da neredeyse heryerde ‘casa’ lar mevcut.

     Uzun bir uçuşun ardından Havana’ya indiğimde ilk dikkatimi sıcak hava ve sağlığım ile ilgili sorular soran pasaport görevlisi çekti. Özellikle Afrika kıtasındaki gittiğim ülkeleri soran pasaport görevlisine daha öncesinde Güney Afrika’ya ve Tanzanya’ya seyahatimden ötürü yaptırmış olduğum Sarı Humma aşı kartımı gösterdim. Ayrıca sonradan öğrendim ki ülke girişinde nadir de olsa Seyahat Sağlık Sigortası yaptırıp yaptırmadığınızı da sorabiliyorlarmış. Ancak ben zaten sağlık sigortamı yaptırmış olduğumdan ve pasaport görevlisi sormadan belgelerim arasında gösterdiğimden tekrar bir soruya maruz kalmadım. Havalanında şaşırtan bir diğer olay ise bavulu yaklaşık 1 saat 15 dakika beklemek oldu. Küçük bir havaalanı olmasına karşın bu bekleme süresi bir hayli şaşırtıcı idi. Ben kalacağım ‘casa’ dan transfer ayarladığımdan beni karşılayan kişi tarafından kalacağım eve götürüldüm. Havana’da Havana Vieja (Eski Havana) bölgesinde konakladım.

     İlk günümde, apar topar bir seyahat organizasyon olması sebebi ile de çok araştırma yapamadığımdan, biraz spontane gezmeye karar verdim. İlk olarak Küba’nın ara sokaklarından kaybolarak başladım dolanmaya… Arabalar ve evler okadar eski idi ki kendimi gerçekten 1970’lere ışınlanmış gibi hissettim. Yürüyüşüm esnasında ‘El Capitolio’ Küba’nın simgesi haline gelmiş eski hükümet binasını ve ‘Museo de la Revolucion’ yani Devrim Müzesi’ni gezdim. Giriş ücretinin 3 Cuc yani 3 Euro ya denk geldiği  bu müze için 1 saatinizi ayırmak yeterli olacaktır. Ayrıca ülkede diğer ilgimi çeken ise yerel halkın ve turistlerin kullandıkları farklı para birimleri oldu. Yerel halk Peso kullanırken turistler Cuc para birimini kullanıyor. Peso devletin desteklediği yerlerde geçiyor. Bir Kübalı’nın 1 ay çalışıp kazandığı maaş ile bir turistin bir öğün yediği turistik bir restaurantta ödediği ücret aynı. Yani kısacası ülkede turistler ciddi şekilde kazıklanıyor. Bu malesef kaçınılmaz bi durum. Müze gezimin ardından yürüyüşüme devam ederken daha önce araştırmalarımda da olan ‘Plaza de la Cathedral’ yani Katedral Meydanına tesadüfi bir şekilde ulaştım. Etrafta turistlerin ilgisini çekmeye çalışan rengarenk elbiseli ellerinde puro ile ücret karşılığı poz veren kadınlar, müzik yapanlar ve katedralleri gezdirmek amaçlı sizi darlayan kendilerini rehber olarak tanıtan yerel halktan insanlar… Unutmadan Küba’da nerede olursanız olun halk turistleri para olarak görüyor ve her sokakta sizi darlamaları oldukça mümkün fakat kesinlikle hırsızlık vb. olaylara rastlanmıyor. Sizlerde sohbet amaçlı başlayan iletişimleri çok geçmeden para istemeleri ile noktalanıyor. Meydandaki ‘San Cristobal de la Habana’ katedralini gezdikten sonra hemen yakınındaki ‘Plaza de Armas’ taki kitapçıları gezdim ve yürüyerek konakladığım’casa’ ya döndüm. Üzerimden hala atamadığım ilk günün yorgunluğunu atma umuduyla erken saatlerde uykuya daldım.

     İkinci günümde planım Malecon sahil şeridindeki Mustafa Kemal Atatürk Heykelini görmekti. Evet yanlış duymadınız, Dünya’nın bir ucunda Küba’da en güzel sahil şeridinde bir Mustafa Kemal Atatürk heykeli var. Puerto Caddesi’nde bulunan bu heykel, Küba’nın ulusal kahramanı Jose Marti’nin heykelinin Ankara’ya dikilmesinin ardından, Havana’da dikilmiş. Burada çektiğim bir kaç fotoğraf ardından Malecon sahil şeridince ‘Nacional Hotel’ e kadar yürüdüm ve bu hotelin barında değişik kokteyller tattım. İlgimi çeken bir diğer husus ise çok fazla gencin bu sahil şeridi boyunca oturmuş sohbet ediyor olmaları oldu. Öğle yemeğimi almak üzere ‘La Guarida Restaurant’ a gittim. Bu restaurant ‘Fresa y Chocolate’ filminin de çekilmiş olduğu restaurant olarak tüm dünyada ününü salmış durumda. Fiyatlar Küba standartına göre oldukça yüksek fakat yemekler harika. Havana’ya kadar gitmişken kesinlikle bu restaurantı ziyaret etmenizi öneririm. Kişibaşı yaklaşık 120 TL ücret ödeyerek karnınızı doyurmanız mümkün. İstanbul şartlarında pek de uçuk fiyat gözükmeyen bu ücret Havana’nın en pahalı restaurantı. Havana Vieja bölgesine dönüşümle birlikte El Capitolio’nun önündeki eski araçlar ile gezintiye çıktım. Yaklaşık 20 Cuc ödeyerek 1 saatlik Havana turum esnasında ‘Jardin Botanical Garden’ ve ‘Plaza de la Revolucion’ yani Küba’yı Küba yapan, Havana denilince akıllara gelen ilk yerlerden biri ‘Devrim Meydanı’ nı gezdim. Ayrıca ‘China Town’ ve Küba sokakları da gördüğüm yerler arasındaydı. Akşam yemeğimi almak üzere ünlü yazar Ernest Hemingway’in en sevdiği kafelerden biri olan ‘El Floridita’ ya gittim ve ardından yine Hemingway’in çok sevip vaktinin çoğunu harcadığı ve romanlarının bazılarını yazdığı’La Bodeguita del Medio’ barda Küba’nın en ünlü kokteyli olan mojitomu içtikten sonra gecemi noktaladım.

 

     Havana’daki son günümde uyanır uyanmaz yine kendimi sokaklara attım. Havana’da müzik heryerde. Hatta sabahları müzik sesi ile uyanmanız bile çok olağan. Sokaklarda, kafelerde, evlerde her an müzik yapan söyleyen sanatçılar var, ah bir de her parça sonrası para istemeseler! Hem kendi ruhları için hem de para kazanmak için müzik olmazsa olmazları. İlk olarak Havana’nın en ünlü sokağı olan ‘Calle Obispo’ da yürüdüm. Onlarca kafe ve hediyelik eşya mağazalarının bulunduğu bu sokaktan tüm ihtiyaçlarınızı alabilirsiniz. Hatta ben tüm hediyelik eşyalarımı sokak içerisindeki pazardan aldım. Fiyatları gayet makuldu. Eğer yolunuz düşerse sokak üzerindeki bu pazarı görmeme ihtimaliniz yok denecek kadar az. Alışveriş sonrası öğle yemeğimi almak üzere ‘Plaza Vieja’ya yöneldim. Bu meydana gerçekten bayıldım. Birçok kafenin olduğu bu meydana en azından bir kahve içmek için bile uğrayabilirsiniz. Ben Havana gezim süresince bu meydana sürekli uğramaya çalıştım. Yediğim leziz hamburgerin ardından meşhur Küba purolarının yapıldığı fabrikayı gezmek üzere yola çıktım. Daha öncesinde fabrika gezi biletimi yaklaşık 15 Cuc ücret ödeyerek aldığım fabrikanın yolunu tuttum. Turistlere yönelik puro yapımını görebileceğiniz bir çok fabrika bu şehirde mevcut. Puroların yapımını gezip gördükten sonra ben de dayanamayıp fabrika içerisinden Habanos marka 1 kutu puro aldım (İçerisinde 10 adet puro için yaklaşık 60 Cuc ödedim.) Gecemi tekrar çok keyifli müzikler dinleyip mojitomu yudumladığım ‘La Bodeguita del Medio’ da noktaladım. Sabah çok erkan saatte Varadero’ya otobüs yolculuğum olduğundan erken uyumaya çalıştım.

 

     Ev sahibimin ayarladığı taksi ile şehir merkezindeki otobüs terminaline ulaştım. Türkiyede iken aldığım biletlerimin çıktılarını göstererek otobüsüme bindim. Turistler tarafından çok kullanılan bir hat olduğundan lütfen siz de biletinizi Türkiyede iken alıp yerinizi ayırtın. Viazul (www.viazul.com) otobüs şirketi bu ülkede en güvenilir ve rahat otobüs şirketi olarak tanınıyor nitekim ben de çok memnun kaldım. Havana-Varadero yaklaşık 3 saat 20 dakika süren bu yolculuk için 10 Cuc ödedim. Varadero’ya varışımın ardından şehir terminalinden konaklayacağım ‘casa’ya yürüyerek ulaştım.Varadero şehri inanılmaz küçük ve turistik. Şehirde yalnızca müthiş turkuaz renkte okyanus ve uçsuz bucaksız kumsallar bulunuyor. Bunu bildiğimden bu şehirde yalnızca 1 gece konakladım. Sabahında deniz, kum ve güneşin tadını çıkartıp akşam yemeğimi ‘Paladar Nonna Tina’ adlı süper yemekler sunan İtalyan restaurantında aldım. Sabahına erken saatlerde Varadero’nun güney doğusundaki Trinidad şehrine uzun bir yolculuğum olacağından erken saatlerde konakladığım casa nın yolunu tuttum.

 

     Yine erken kalkma, yine bir yolculuk ve yine yeni bir şehir göreceğimin merakı ile otobüs terminalinden Viazul otobüs şirketinin Varadero-Trinidad otobüsüne bindim. Bu yolculuk yaklaşık 6 saat 30 dakika sürüyor ve 20 Cuc bilet ücreti. Bu yolculuk esnasında ‘Che Guevara’ nın mezarının bulunduğu Santa Clara ve Cienfuegos şehirlerinden geçiyorsunuz. Dilerseniz bu şehirler için de zaman ayırabilirsiniz. Öğle saatlerinde Trinidad şehrine vardım. İlk olarak ilgimi bize odalarını kiralamak isteyen yerel halk ve daha sonra da bizi araçlarına bindirmek isteyen taksicilerin saldırısı çekti. Fakat çok geçmeden bu şehir bana Küba’nın bambaşka bir yüzünü gösterdi. İspanyol kolonyal tarz mimariye sahip evleri, taş kaldırımlar ile eski sokakları… Kent 1988 yılında Unesco Miraslar Listesine eklenmiş. Çok geçmeden konaklayacağım casa ya ulaşıp eşyalarımı bırakıp bu şehri keşfetmeye koyuldum.

 

     ‘Plaza Mayor’ bu şehrin meydanı. Bu meydan etrafındaki müze, kilise ve galerilerle turistler için cazibe merkezi durumunda. Alçak katlı binalarla çevrili meydan içindeki palmiyelerle ferah bir his uyandırıyor. Meydanda bulunan ‘Museo Historico Municipal’ i gezebilirsiniz. Servetini köle ticaretinden kazanmış yörenin en zengin adamı Justo Cantero’nun eski malikanesi olan Casa Centro’nun içindeki bu müze, hem Cantero’nun servetini hem de o dönemin Trinidad’ını gözler önüne seriyor. Ayrıca şehirde ‘Museo Romantico’ yu da gezmenizi öneririm. 1740-1808 yılları arasında inşa edilen Palacio Brunet’in içinde yer alan müzede, dönemin mobilyaları, döşeme ve eşyaları görülebilir. Müzeye asıl giriş sebebiniz ise muhtemelen tepedeki manzaralı kule olacaktır. Giriş ücreti 2 CUC. Onun haricinde şehrin rengarenk sokaklarında kaybolmak için maksimum 2 gün yeterli olacaktır. Bu şehirde birçok restauratın teras katı bulunuyor ve teras katında güneşin batışını Küba’nın leziz kokteylleri ile izlemek paha biçilemez. Akşam yemeği sonrası casama dönerken rastladığım Plaza Mayor’daki konser ise geceme renk kattı. Artık tatilimin son günlerine yaklaşmış olduğumdan da son günümü aylaklık ederek pek koşturmadan şehirde yürüyerek geçirip İstabula kalkacak uçağım için 1 gün öncesinden Havana’ya doğru yola koyuldum.

 

     Trinidad-Havana hattı yaklaşık 7 saat sürüyor ve 25 Cuc ücret ödeyerek biletinizi temin edebiliyorsunuz. Akşam saatlerinde vardığım Havana’da casamın yolunu tuttum ve akşam yemeğimi almak üzere son kez Plaza Vieja’ya gittim. Çok geçmeden konakladığım casaya döndüm çünkü artık bu güzel ülkeye veda etme zamanıydı. Sabah saatlerinde uyanıp havaalanına gidecektim. 

 

     Ev sahibim Ronaldo’nun ayarladığı taksi ile Jose Marti Havaalanı’nın yolunu tuttum. Uçuşum öncelikle Havana-Moskova ardından Moskova-İstanbul olacaktı. 12 Saat süren Havana-Moskova uçuşumun ardından 8 saat aktarma süresini geçirmek üzere Moskova Sheremetyevo Havaalanı içerisindeki transfer bölgesinde bulunan otele yerleştim ve biraz uyudum. Ardından İstanbul uçağım için kapıya gittiğimde bir rus polisinin sorgusu ile karşılaştım. Çok yersiz olan bu sorgunun sebebinin çok geçmeden yanımdaki arkadaşımın soyadının ‘Erdoğan’ olmasından kaynaklandığını öğrendim. Tüm yolcular içinde, uyuşturucu kaçırmakla bile suçlandığımız, bu sorgu  bazı Rus yolcuların polise olan tepkisi ile son buldu. Okadar güzel geçen bu seyahatimin son ayağında bu tarz kötü bir deneyim yaşamak beni bir hayli üzdü ve Rusların bu dönemde Türklere ne kadar nefret duyduğunu gözler önüne serdi. Nitekim İstanbul’a varışımın ardından bavulumdan çalınan 1 dolu parfüm şişesi ve 2 ayakkabım da bunun kanıtı oldu. En azından bu dönemde Rus Havayolları Aeroflot’u kullanmamanızı öneririm. Döndükten sonra tüm şikayetlerime rağmen hiçbir olumlu sonuç alamadığımı belirtirken gezi yazımı bu denli kötü bir deneyim ile bitirdiğim için benim de üzgün olduğumu bilmenizi isterim.

 

     Küba ve daha fazla gezi fotoğrafları için instagram ‘travelforpace’ hesabımı takip edebilirsiniz ve tüm sorularınız için baris_darga@hotmail.com mail adresinden bana ulaşabilirsiniz.

 

 

Küba hakkında pratik bilgiler:

Resmi Adı: Küba Cumhuriyeti
Alanı: 110.860 km2
Nüfusu: Yaklaşık 11 milyon

Para birimi: Yerel halk (Peso), Turistler (Cuc) 1 Cuc 1 Euro ya eşit.

İklim: Tropikal
Uçuş süresi: Aktarmalı yaklaşık 15-18 saat
Halk: %51 melez, %37 beyaz, %11 zenci, %1 Çinli

1 Yorum
  1. Serap 4 sene önce

    Eline sağlok çok bilgilendirici olmuş.

Bir Cevap Bırakın

Copyright [2018] Wanderlust - designed by myminiworks
veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account