Bir kutup masalı Tromso

 

Kuzey ışıklarını görmek, en büyük hayallerimden biriydi. Uzun araştırmalarım sonucu Norveç’in kutup şehirlerinden Tromso’de karar kıldık ve yeni ay dönemine denk gelen 2017 Şubatının son haftası için (gökyüzünün karanlık olduğu dönemde görme şansının daha yüksek olduğunu okumuştum) uçak biletlerimizi aldık eşimle, böyle başladı kutup masalımız. Ülkemizden Tromso’ye direk uçuş olmadığından Oslo üzerinden aktarmalı olarak ulaştık, bu sevimli şehre. Havaalanından bindiğimiz taksi ile tünellerden geçerek kısa sürede ulaştık otelimize. Otelimiz, şehir merkezindeki Amalie Otel’di, booking.com üzerinden ayırttık ve çok memnun kaldık. Bu oteli özellikle tavsiye ederim gideceklere, çok merkezi, otel personeli çok ilgili, kendimizi adeta evde gibi hissettik burada. Otelin mutfağı misafirlerine açık, istediğiniz zaman girip çay-kahve alabiliyor, akşamları hazırladıkları malzemelerle kendinize waffle yapabiliyorsunuz, ki her şeyin ultra pahalı olduğu bir şehirde bu ayrıntı çok önemli bence 😂 Şehir çok küçük ve neredeyse her yere yürüyerek ulaşmak mümkün, otel de tam merkezde, biraz gezinip arada otele gelip biraz ısınıp, bir kahve içip tekrar gezmeye devam etmek harikaydı 😊 

2017-05-23 02.07.11

 

Gelmeden önce Polar Adventures adlı firmadan sadece 2 gece için kuzey ışıkları turu satın almıştık. Bu turlar oldukça pahalı. Akşamüstü planladığımız yerde tur yetkilisiyle buluştuk ve 8-10 kişilik bir araçla çıktık ışıkları kovalamaya… Gerçekten de kovalamaca oynadık, rehberimizin elinde telefon sürekli diğer bölgelerdeki elemanlarıyla konuşarak ve hava durumunu kontrol ederek bir o yana bir bu yana kilometrelerce yol gittik. Havanın bulutsuz olduğu bir yerde aracı durdurdu rehberimiz, aşağı indik ve bekledik başlamaya, hava o kadar soğuktu ki, üzerimizdeki kat kat termal kıyafete rağmen 5 dakika sonra donduğumu hissettim ve diğerlerinin Turkish Penguen sözlerine aldırmayarak bütün o kıyafetlerin üzerine rehberin verdiği kocaman bir de tulum giydim 😊.Gruptaki tek Türk bizdik. O sırada diğerleri heyecanla gökyüzüne bakıp bağırmaya başladılar, kafamı kaldırdığımda yeşilimsi beyazımsı bir ışık dalgasının hafifçe gökyüzünde belirdiğini gördüm, çok heyecanlandım tabii ama çok kısa sürdü ve rengi yeşilden çok gri-beyaz gibiydi, açıkçası biraz hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur. O gece başka yerlere de gittik ama bir daha göremedik, gece 3 gibi otele döndüğümüzde çok üşümüştük ve yorgunluktan ölüyorduk. Ertesi gün, hava durumu kapalı, kp indexi (güneşteki solar aktivitenin derecesi kp ile ölçülüyor ve gelmeden çok önce telefonuma indirdiğim programla takibe başlamıştım) de düşük gösterdiği için, tura gidip çıkacağımız diğer turu sonraki geceye ertelemek istediğimizi söyledik, hiç sorun olmadığını, ne zaman istersek o zaman çıkabileceğimizi söylediler. 

Satın aldığımız ikinci gece turu için açıkçası çok da ümitlenmeyerek yine akşam saatlerinde çıktık kovalamacaya… Yine oldukça uzun bir mesafe kat ettik kar üzerinde. Sonra birden arabayı durdurdu rehberimiz ve aşağı indik. Kafamı yukarı kaldırdığımda, hayatımın en inanılmaz görüntüsüyle karşılaştım. Yeşil ışıklar (ışıklar diyorum çünkü birden fazlaydı), hatta arada kırmızı ve mor olanları da vardı, bütün gökyüzünü kaplamış ve gerçekten de dans ediyordu. Önceki akşamki ışıklarla mukayese bile edemem, bu akşamki şov inanılmazdı, yaşadığım en gerçeküstü andı bu, yarım saat kadar sürdü. Rehberimiz çok şanslı olduğumuzu, bu sezonun en yoğun ışık şovunu izlediğimizi söyledi. Gece 3 gibi otele döndüğümüzde hala ışıkların etkisindeydik ki uzun süre de bu etki kalacak gibiydi…  

Çok memnun kaldığımız bu tur firmasından, bir de fiyort turu aldık. O da harikaydı. Uzakdoğulu bir çift, bir İngiliz genç ve de biz küçük bir grup, öğlen gibi çıktık tura. Arada rehberimizin meyve, çikolata gibi küçük ikramlarıyla Tromso’nün oldukça dışına çıktık, ara ara fotoğraf molaları vererek şahane fiyort manzaraları izleme şansımız oldu, bir sürü ren geyiği gördük, her şey çok güzeldi…

Şehir merkezinde de gezilecek çok fazla yer var. Ahşap, rengarenk evleriyle bütün sokaklar fotoğraflık zaten. Hele de kar yağınca masalımsı bir yere bürünüyor, sanki gerçek değil gibi, sanki romantik bir kış filmi için hazırlanmış bir film platosu gibi…

2017-05-23 02.04.16

Sonraki gün, köprüden yürüyerek karşı anakaraya geçtik, ilginç bir mimariye sahip olan Arktik Katedrale gittik. Katedralden sonra çok yakın olan Fjellheisen e giderek teleferikle dağa çıktık ve yukarıdaki seyir terasından Tromso’yü panoramik olarak izledik. Manzara şahaneydi. Eğer bizim gibi akşam üstü çıkarsanız hem gündüz hem de gece ışıklı manzarayı izleme şansınız olur. Terasın arka kısmında da oldukça geniş bir alan var. Bu kadar yüksekte bu kadar beyazın ortasında olmak inanılmaz bir şey, tam “in the middle of nowhere”durumu yani 😂😂😂 Güneşin batışını burada izledik, muhteşemdi. Çok üşüyünce içeri girip ısınıp, cafesinde bir şeyler atıştırabilirsiniz. 

2017-05-23 02.06.39

Tromso de çok sevdiğim yerlerden biri de, Polaria oldu. İçinde kutuplarda yaşayan deniz canlılarının bulunduğu dev bir akvaryum olan bina da, deniz aslanlarının beslenmelerini izleyebilir, arktik tema hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Ayrıca Polaria’nın kafesinde yediğim kekin enfes olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim 😊

2017-05-23 02.06.09

Kütüphane binası da harika mimarisiyle görülmeye değer bir yapı. Zaten şehrin tam ortasında, eğer Tromso’deyseniz her gün bir kaç kez önünden geçeceksiniz zaten, ama mutlaka içine de girin.

Yolunuz düşerse bir gün bu sevimli şehre sokaklarını fotoğraflayın, karlarda yuvarlanın, hele bir de kar yağarsa kardan adama dönüşmeyi göze alarak yağan karda dolaşın ki  o büyülü atmosferi en sonuna kadar yaşayın. 

2017-05-23 02.05.33

Gelelim Tromso’nün bize son akşamımızda yaptığı sürprize…  Kuzey ışıklarının büyülü dansını izlediğimiz o geceden sonra, hava durumu uygun olmadığından tekrar tur satın alıp ışık avına çıkmamıştık. Ama o son gece, hava bulutsuz, kp indeksi 5 (orada kaldığımız süre zarfındaki en yüksek indexti) gösteriyordu, yani görme şansımız çok yüksekti. Daha önce yaptığım araştırmalarda şehir içinden, şehir ışıkları nedeniyle görülme ihtimalinin düşük olduğunu okumuştum. Ama biz şansımızı denemeye karar verdik. Akşam 7 gibi eşimle otelimizden çıkarak, yaklaşık bir saat yürüyerek adanın diğer tarafına Telegrafbukta plajının olduğu yere gittik. Hava inanılmaz soğuk, ama çok yıldızlı ve bulutsuzdu. Şehir ışıklarından uzak, karanlık bir yerde tripodumuzu kurup beklemeye başladık. O kadar ıssızdı ki ortam, bizden başka kimsecikler yoktu. Donmamak için sürekli hareket ediyorduk, o sırada sırt çantamdan içme suyumu çıkarınca ve suyun donmuş olduğunu gördük. Sanırım bu, size ne kadar soğuk olduğu hakkında bir fikir verebilir 😊 Ama sonra… Denizin üzerinden gökyüzüne doğru yemyeşil ışık dalgaları yayılmaya başladı. Soğuğu falan unuttuk ışıklar dansa başlayınca 😊 20 dakika kadar yine büyülenmiş gibi izledik bu şovu, harikaydı…  Hem de şehir merkezinden yürüyerek gelinebilecek bir mesafede izlemiştik, rehbersiz, tursuz, eşimle başbaşa… Ortam bu kadar soğuk olmasa, yaşanabilecek en romantik ortam tanımını bile yapabilirdim tam da burada 😂😂😂

Gider ayak şahane bir sürpriz oldu bu bize… Bir hafta çabucak geçti. Bir gün tekrar gelme ümidiyle, içimde büyük bir buruklukla ayrıldık bu sevimli şehirden. Kimbilir belki bir gün yine gider, bu kış masalını bir kez daha yaşarız…

Tromso ve diğer seyahat fotoğraflarımı @seyahatguncem instagram hesabımdan görebilirsiniz.

Screenshot_20170515-003925

 

 

 

 

 

2 Yorum
  1. cengiz 3 sene önce

    Orda bir köy var uzakta.. gitmesekte bizim köyümüz..

    Kıskandıran bir deneyim olmuş, kıskanıldı da..

    Biletiniz bıl olsun.

  2. Yazar
    @seyahatguncem 3 sene önce

    Teşekkür ederim, şimdiye kadar yaptığım seyahatler içinde en unutulmazıydı diyebilirim…
    Sizin de biletiniz bol olsun 👋👋👋👋

Bir Cevap Bırakın

Copyright [2018] Wanderlust - designed by myminiworks
veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account