Antep’in Hamamları mı Kebapları mı? Yorum sizin:)

Ege ve Akdeniz’deki tatil beldeleri haricinde ziyaret etmişliğim yok güzelim memleketimi diye hayıflanmaktaydım. En sonunda hayıflanmayı bırakıp Gaziantep ile sonrası gelecek Türkiye gezilerimize başladık. Elbette bu güzel deneyim benim ilk gezi yazım olarak hayat bulmalıydı; buldu:) Herkese keyifli okumalar.

Kısa bir uçak yolculuğu sonrasında Gaziantep’e varıyoruz. Gaziantep Oğuzeli Havalimanı’ndan şehre inmek oldukça kolay. Biz otelimizden aldığımız öneriyle Havaş’a binerek şehir merkezine indik. Yolculuk ücreti sadece 10 tl. Gaziantep’e gelip de tarihi dokuyu sonuna kadar yaşamak isteyenler için ilk öneri: tarihi taş konaklardan birinde konaklayın:) Birbirinin yanı sıra dizilmiş konaklardan kesenize uygun olanı seçerek tarihi dokuyu hissedebilirsiniz. Biz Gaziantep’in merkezinde yer alan Rahmi Bey Konağı’nda kaldık; 1755 yılından kalma, restore edilmiş, Osmanlı tarzında bir taş konak.

Otelimiz gidilecek yerler listesindeki neredeyse her yere yürüme mesafesinde: Antep Kalesi, Bakırcılar Çarşısı, Tostçu Erol…

Bir şehri gezmeden önce o şehirde yaşamış insanlardan öğüt almayı önemserim! Gaziantep’e gitmeden önce Gaziantepli arkadaşlardan çok güzel öneriler aldık. Ve ilk günün sabahında bu önerileri hayata geçirmeye başladık.

İlk durağımız geleneksel Gaziantep kahvaltısını deneyimlemek üzere Orkide Pastanesi (Birden çok şubesi olduğundan yazsam daha iyi olur, biz Gazi Muhtar Paşa Şubesi’ne gittik). Kahvaltı belli ki buralarda çok ciddiye alınıyor. Hakları da var ciddiye alınması gereken bir sofra donatıyorlar kahvaltı saatinde. Yöresel peynirler, çeşitli piyazlar, börekler, ev yapımı reçeller… Nohut piyazı, zeytin piyazı, patates salatası, yoğurtlu bulgur köftesi, abugannuş, soslu patates kızartması, su böreği, sigara böreği, çıtır kabak reçeli, bal, kaymak:) Biz ayrıca yeşil zeytin kavurması söyledik: zeytin kavurması üzerine sahanda yumurta; bu zamana kadar denediğim en güzel yumurta çeşitlerinden biri. Mutlaka denenmesi gereken, meze kültürünü kahvaltıya taşıyan bir anlayış! Hem de ne güzel bir anlayış:) Eğer ilk katmer denemenizi de yapmak isterseniz Orkide Pastanesi’nin katmeri mükemmel! Fiyatlara gelince: yöresel serpme kahvaltı kişi başı 25 tl ama tek kişiysen zaten servis yapmıyorlar, en az 2 kişi. Zeytin kavurması 15 tl, katmer ise 25 tl. 3 kişi için 2 kişilik serpme kahvaltı, 1 zeytin kavurması, 1 katmer yetiyor da artıyor bile!

Bu güzel kahvaltının arkasından yürüyerek şehri gezme vakti geliyor: Gaziantep Kalesi şehre yukarıdan bir bakış atmanızı sağlıyor; giriş ücreti yok. Ardından hemen kalenin alt tarafında bulunan Hamam Müzesi’ne uğruyoruz. Hamamın içerisinde işlemeli peştemallerden, işlemeli takunyalara, hamam taslarına kadar bir çok geleneksel hamam malzemesini görebiliyorsunuz. İçerisinde küçük videoların gösterildiği bir alan bile hazırlanmış. Yine giriş ücreti olmayan bu müzeyi görmeden geçmeyiniz. Ardından heyecanla gezmeyi beklediğimiz Zeugma Mozaik Müzesi’ne gidiyoruz. Bize giriş yine ücretsiz: yaşasın İş Bankası Maximum Kart:) Müze gerçekten büyük bir özenle hazırlanmış. İçerisinde 60-70 m2’ye varan mozaikler göreceksiniz ve gerçekten etkileneceksiniz. Gaziantep’in ve Türkiye’nin simgelerinden biri olan “Çingene Kızı” mozaiği ayrı bir odada, güzel bir sunum ile sergilenmekte. Müzenin en alt katında yeni bir bölüm açılmak üzere; gittiğinizde sormayı unutmayın! Sanırım hayatımda tüm açıklamaları okuyarak gezdiğim ilk müze olma özelliğini taşıyacak olan Zeugma Mozaik Müzesi’nin tek sevmediğim yanı oldukça “modern(!)” bir anlayışla inşaa edilen binası…. Keşke biraz daha otantik bir bina içerisinde görebilseydik bu kültür miraslarını…

Bu kadar gezdikten sonra ikinci durağımız Halil Usta. Turist olduğunuz anlaşıldığından girer girmez size “tüm kebaplardan tadabileceğiniz gibi ortaya ayarlayayım mı” şeklinde merhaba diyorlar. Siz de aman ne güzel diye kabul ediyorsunuz ve hiç pişman olmuyorsunuz:) Herkese ayrı ayrı gelen salatanın yanında, açık ayranı yudumlayarak, kebapları bir güzel mideye indirirken, etlerin ve dolayısıyla kebapların şahı küşleme masaya teşrif ediyor. İşte Halil Usta’ya uğradığınızda turist tarifesini tercih etmezseniz bile grubunuzdan bir kişiyi küşleme sipariş etmeye ikna etmeniz şiddetle tavsiye edilir. Halil Usta’nın mekanı Zeugma Mozaik Müzesi’ne oldukça yakın; dolayısıyla öğle yemeğinin hemen öncesi ya da hemen sonrasını müzeye ayırarak güzel bir planlama yapmış olursunuz. (Biz kebapçı olarak İmam Çağdaş’ı tercih etmedik; Halil Usta arkadaşlarımızın bir numaralı önerisiydi ve hiç pişman olmadık.)

Yemeğin ardından şehri gezmek üzere tarihi yarım adaya geri dönüyoruz. Hava biraz soğuk olduğu ve biz tüm gün yaya olduğumuz için öncelikle içimizi ısıtacak bir kahve-çay molası vermek üzere Tarihi Tahmis Kahvesi’ne koşuyoruz:) Hem Türk kahvesi hem de menengiç kahvesi mükemmel olan mekanın çayı da hep taze. Tarihi kahvenin ortasında gürül gürül yanan sobanın başına oturan bir daha kalkmak istemiyor. Çaylar kahveleri, kahveler çayları takip ediyor. Bir de ortaya getirilen karışık kavrulmuş kuruyemiş insanda bağımlılık yapıyor! (Beyaz leblebi, kenevir tohumu, menengiç, yer fıstığından oluşan bu kuruyemişin 500 gr.’lık paketini 10 tl’ye alabilirsiniz.)

Bu kadar çay ve kahvenin ardından Gaziantep’in meşhur baklavalarını tatma zamanı geldi. Tahmis Kahvesi’ne yakın olan Baklavacı Çelebioğulları’na uğradık: fıstıklı baklava, özel şöbiyet ve yaprak şöbiyet yedik. Bu 3 güzelliği tatmadan Gaziantep’ten dönseydik çok üzülürdük. Buradaki baklavacılarda ikram olarak Antep fıstığı bulunmakta; oldukça iyi düşünülmüş bir ikram. Şekerden bunaldığınız anda Antep fıstıklarını yiyerek ağzınızdaki şeker tadını dengeleyebilir sonrasında tekrar baklavanıza dönebilirsiniz! (Hediyelik baklava götürecekseniz Baklavacı Çelebioğulları’nı tercih edebilirsiniz. Fiyatları fıstıklı baklavalar 60-75 tl arası, şöbiyet 75-90 tl arası.) Ayrıca daha sonra yemek üzere çantanızda bulunması için fıstıklı kurabiyelerden de almayı unutmayın:)

Gezimizin ikinci gününde kahvaltı saatini meşhur Tostçu Erol’da harcadık. Harcadık diyorum çünkü hiç memnun kalmadık:( Öncelikle bu mekanda gereksiz uzun kuyruklarda beklemeyi göze alın. Birbirinden farklı tost seçenekleri olması  ve günün her saati dolu olması beni cezbetmişti fakat aldığımız 3 tost da kuruydu. Kuru olmasının sebebi Erol kişisinin genelde arkasındaki bilgisayarda açık duran Whatsapp ile ilgilenmesi:) Ayrıca yanında çalışan 3-4 genç arkadaşın da genelde servise yardımcı olmak yerine gelen insanlarla dalga geçmesi durumu hiç kolaylaştırmamakta… (İlgilenmesi derken, sucukları yakacak kadar ilgilenmesinden bahsediyorum, yanlış olmasın!)

Tarihi Bakırcılar Çarşısı görülmeye değer yerlerden biri elbette. Bu güzel zanaatin devam ettiğini görmek beni her ne kadar mutlu etse de işlemeli bakırların bütçemin üzerinde olması biraz üzdü beni:( Gözümü doyururcasına bakarak geçtim bakırların önünden. Zincirli Bedesten’de gezilecek yerler arasında tavsiyemdir: içerisinde sabuncular, tahta işlemecileri, sedef işlemecileri, aktarlar bulunmakta.

Gezimizin son günü olması sebebiyle alışverişi de atlamamak için Elmacı Pazarı’na doğru kısa bir yürüyüş yaptık. İsot ve ipek pul biber almadan olmazdı:) İpek pul biberin özelliği normal pul biberlere göre içerisindeki çekirdek oranının az olmasıdır; dokusu gerçekten ipeksidir (kilosu 20 tl civarı). Ayrıca Antep’e kadar gelmişken Antep peyniri almadan olmaz, şiddetle tavsiye ederim! (Tuzsuz olarak satın aldığımız bu peyniri yıl boyunca salamura olarak dolapta saklayabilirsiniz. Kilosu 15-20 tl ama tadı paha biçilemez:) ) 

Gaziantep’te birçok el sanatının yaşadığını görebilirsiniz. “Yaşayan Müze”, burada yaşayan el sanatlarının üretim ve satış merkezi olarak görülmeye değer bir mekan. Gaziantep’te son yorgunluğu atmosferleriyle sizi etkisi altına alan mağara kahvelerden birinde atabilirsiniz.

 

 

 

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

Copyright [2018] Wanderlust - designed by myminiworks
veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account